Sevdim Seni Aşk Mektubu
“Sevginin açamayacagi kapi,yaratamayacagi mucize yoktur.”
Ben seni; nokta kadar menfaat için virgül gibi egilmek, soru isaretleriyle dolu cümleler kurup, iki yüzlü ihtiras girdaplarina düsürmek, ünlemle biten heyecanlar, duygular, arzular olusturup, sonu gelmeyecek maceralarin basrol oyuncusu yapmak için degil; Altin sirmali ipekboli kumasa büyük harflerle adini adimin yanina yazip, iki noktanin arasina askimin açiklamasini yapmak, seni hangi kavramin ruhuyla sevebilecegimi, hangi açiklamanin beni ve seni en güzel içerigiyle tarif edebilecegini, sahte sevgilerin paçavra gibi firlattigi asiklara, gerçek sevginin anahtarini göstermek için sevdim.
Ben seni; kisinin hem dünyada hem ukbada sevdigi ile beraber olacagini bilerek, gerçek sevginin kisinin kendini asamasinda gizli oldugunu hissederek, karsilik bekleyerek sevenlerin ancak mal degis tokusu yaptigini söyleyip, hiçbir karsilik beklemeden teklifsiz de sevilebilecegini göstermek, izdirapla daglanan sevginin daha da kuvvetli olacagina inanip ona talip olmak için sevdim.
Ben seni; sevginin cografi sinir tanimayan yanini görmek, bulanik sulari durultmak, sisli havalari dagitmak, gözyaslarindan olusmus gelincik tarlasinin manzarasinda kaybolmak, ruh ve mana güzelligin karsisinda doymadan ve durmadan seyre dalip, makyajsiz, tabi, ve sadeligin karsisinda erimek, sevgilinin hisleriyle, onuruyla oynayanlari sehpalarda sallandirip, onu asli mercaina çekip, yüceltmek ve yücelmek için sevdim.
Ben seni, asil kisilerin veya kendini öyle sananlarin cicili bicili laflarla yamalikli bohça haline getirdigi sevgisiyle degil; basit fakat yüreginde yanardaglari faaliyete geçirecek fitili elinde tutanlarin asil sevgisiyle, daglari delmeyi, çöllere düsmeyi, zindanlarda çürümeyi, “Evet beni muradima erdirecek ilaç budur.” diye, bütün tedaviyi reddeden hasta asiklarin, feri gitmis gözlerine bir isik olsun diye sevdim.
Ben seni, benim olasin diye degil; bana beni buldurasin diye, muhafazasi zor bu essiz cevheri beraber gönüllerimize naksederiz diye, gecelerin ve gündüzlerin girdabina kapilmadan, aksamdan sabaha umudu tasiriz diye, en güzel besteleri, sandalda mehtaba karsi, ellerimiz kenetli, Mevla’ya sunariz diye sevdim.
Ben seni, ölçülü, sade, sakin, ahlakli, giyim ve kusamiyla tecavüzden uzak, mesru zeminlerde eglenmeyi bilen, evinin efendisi, çocuklarinin annesi, cennetin ayaklari altinda olduguna inandigim haya abidesi, kendisini sömürü araci olarak kullandirtmayan, nerede, ne zaman, ne konusacagini bilen, nesli azalan sevgili örneklerine istegi çogalan bir serserinin ironik bir bakis açisi oldugun için sevdim.
Ben seni üç noktali cümlelerin sonunu kendimce tamamlamak, alfabetik siralamaya göre siirler yazmak, tirnak içinde yazilan baskasina ait cümleleri askima tercüman olsun diye alintilamak, konusma çizgisiyle baslayip, seni konusturup, gözlerinde ve sözlerinde manevi iklimlere yol almak için sevdim.
Ben seni, benim olasin diye degil; bana beni buldurasin diye sevdim…
Ben seni sevdim, yücelsin diye duygular.
Ben seni sevdim, yesersin diye umutlar.
Birak bu içi dolmamis cümleleri dediler.
Yine seni sevdim anlamasa da insanlar.
Yazar : Zekeriya Efiloglu